إِذَا ٱلشَّمۡسُ كُوِّرَتۡ ١
Izaş-şamsu kuvvirat
Güneş katlanıp dürüldüğünde,
Meal: Turkish Translation - Dr. Ali Ozek and others
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
إِذَا ٱلشَّمۡسُ كُوِّرَتۡ ١
Izaş-şamsu kuvvirat
Güneş katlanıp dürüldüğünde,
وَإِذَا ٱلنُّجُومُ ٱنكَدَرَتۡ ٢
Va izan-nucûmunkadarat
Yıldızlar (kararıp) döküldüğünde,
وَإِذَا ٱلۡجِبَالُ سُيِّرَتۡ ٣
Va izal-cibâlu suyyirat
Dağlar (sallanıp) yürütüldüğünde,
وَإِذَا ٱلۡعِشَارُ عُطِّلَتۡ ٤
Va izal-'işâru 'uttilat
Gebe develer salıverildiğinde,
وَإِذَا ٱلۡوُحُوشُ حُشِرَتۡ ٥
Va izal-vuhûşu huşirat
Vahşî hayvanlar toplanıp bir araya getirildiğinde,
وَإِذَا ٱلۡبِحَارُ سُجِّرَتۡ ٦
Va izal-bihâru succirat
Denizler kaynatıldığında,
وَإِذَا ٱلنُّفُوسُ زُوِّجَتۡ ٧
Va izan-nufûsu zuvvicat
Ruhlar (bedenlerle) birleştirildiğinde,
وَإِذَا ٱلۡمَوۡءُۥدَةُ سُئِلَتۡ ٨
Va izal-mav'ûdatu su'ilat
Diri diri toprağa gömülen kıza, sorulduğunda,
بِأَيِّ ذَنۢبٖ قُتِلَتۡ ٩
Bi ayyi zambin kutilat
hangi günah sebebiyle öldürüldüğü,
وَإِذَا ٱلصُّحُفُ نُشِرَتۡ ١٠
Va izas-suhufu nuşirat
(Amellerin yazılı olduğu) defterler açıldığında,
وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ كُشِطَتۡ ١١
Va izas-samâ'u kuşitat
Gökyüzü sıyrılıp alındığında,
وَإِذَا ٱلۡجَحِيمُ سُعِّرَتۡ ١٢
Va izal-cahîmu su''irat
cehennem tutuşturulduğunda
وَإِذَا ٱلۡجَنَّةُ أُزۡلِفَتۡ ١٣
Va izal-cannatu uzlifat
ve cennet yaklaştırıldığında,
عَلِمَتۡ نَفۡسٞ مَّآ أَحۡضَرَتۡ ١٤
'Alimat nafsum mâ ahdarat
Kişi neler getirdiğini öğrenmiş olacaktır.
فَلَآ أُقۡسِمُ بِٱلۡخُنَّسِ ١٥
Falâ uksimu bil-hunnas
Hayır! (Gündüz) sinen,
ٱلۡجَوَارِ ٱلۡكُنَّسِ ١٦
Al-cavâril-kunnas
akıp giden, etrafı aydınlatan yıldızlara andolsun,
وَٱلَّيۡلِ إِذَا عَسۡعَسَ ١٧
Vallayli izâ 'as'as
Kararmaya yüz tuttuğunda geceye andolsun,
وَٱلصُّبۡحِ إِذَا تَنَفَّسَ ١٨
Vas-subhi izâ tanaffas
Ağarmaya başladığında sabaha andolsun ki,
إِنَّهُۥ لَقَوۡلُ رَسُولٖ كَرِيمٖ ١٩
Innahû lakavlu rasûlin karîm
itibarlı bir elçinin (Cebrail'in) getirdiği sözdür.
ذِي قُوَّةٍ عِندَ ذِي ٱلۡعَرۡشِ مَكِينٖ ٢٠
Zî kuvvatin 'inda zil-'arşi makîn
O (Kur'an), şüphesiz değerli, güçlü ve Arş'ın sahibi (Allah'ın) katında
مُّطَاعٖ ثَمَّ أَمِينٖ ٢١
Mmutâ'in samma amîn
O orada sayılan, güvenilen (elçi)'dir.
وَمَا صَاحِبُكُم بِمَجۡنُونٖ ٢٢
Vamâ sâhibukum bimacnûn
Arkadaşınız (Muhammed) de mecnun değildir.
وَلَقَدۡ رَءَاهُ بِٱلۡأُفُقِ ٱلۡمُبِينِ ٢٣
Valakad ra'âhu bil-ufukil-mubîn
Andolsun ki, onu (Cebrail'i) apaçık ufukta görmüştür.
وَمَا هُوَ عَلَى ٱلۡغَيۡبِ بِضَنِينٖ ٢٤
Vamâ huva 'alal-ğaybi bidanîn
O, gaybın bilgilerini (sizden) esirgemez.
وَمَا هُوَ بِقَوۡلِ شَيۡطَٰنٖ رَّجِيمٖ ٢٥
Vamâ huva bikavli şaytânir racîm
O lanetlenmiş şeytanın sözü de değildir.
فَأَيۡنَ تَذۡهَبُونَ ٢٦
Fa ayna tazhabûn
Hal böyle iken nereye gidiyorsunuz?
إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرٞ لِّلۡعَٰلَمِينَ ٢٧
In huva illâ zikrul lil-'âlamîn
O, herkes için, bir öğüttür.
لِمَن شَآءَ مِنكُمۡ أَن يَسۡتَقِيمَ ٢٨
Liman şâ'a minkum an yastakîm
Sizden doğru yolda gitmek isteyenler için.
وَمَا تَشَآءُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلۡعَٰلَمِينَ ٢٩
Vamâ taşâ'ûna illâ an yaşâ'allâhu rabbul-'âlamîn
Âlemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.
Okunuş, Qabas tarafından Arapça metinden yazılmış bir okuma yardımıdır. Doğru telaffuz için Arap harflerini ve tecvidi öğrenin.
Tekvir Suresi 29 ayettir. Kur'an-ı Kerim'in 81. suresidir.
Tekvir Suresi Mekki bir suredir.
Tekvir Suresi 30. cüzdedir.
Evet. Bu sayfanın üstündeki başlat düğmesine basın veya istediğiniz ayetten başlayın. Qabas uygulamasında sureyi çevrimdışı dinlemek için indirebilirsiniz.