لَآ أُقۡسِمُ بِهَٰذَا ٱلۡبَلَدِ ١
Lâ uksimu bihâzal-balad
Bu beldeye yemin ederim ki,
Meal: Turkish Translation - Dr. Ali Ozek and others
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
لَآ أُقۡسِمُ بِهَٰذَا ٱلۡبَلَدِ ١
Lâ uksimu bihâzal-balad
Bu beldeye yemin ederim ki,
وَأَنتَ حِلُّۢ بِهَٰذَا ٱلۡبَلَدِ ٢
Va anta hillu bihâzal-balad
Sen bu beldedesin, yemin ederim ki
وَوَالِدٖ وَمَا وَلَدَ ٣
Vavâlidin vamâ valad
babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki,
لَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ فِي كَبَدٍ ٤
Lakad halaknal-insâna fî kabad
biz, insanı (yüzyüze geleceği nice) zorluklar içinde yarattık.
أَيَحۡسَبُ أَن لَّن يَقۡدِرَ عَلَيۡهِ أَحَدٞ ٥
Ayahsabu al lan yakdira 'alayhi ahad
İnsan, hiç kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?
يَقُولُ أَهۡلَكۡتُ مَالٗا لُّبَدًا ٦
Yakûlu ahlaktu mâlal lubadâ
«Pek çok mal harcadım» diyor.
أَيَحۡسَبُ أَن لَّمۡ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ ٧
Ayahsabu al lam yarahû ahad
Kimse onu görmedi mi sanıyor?
أَلَمۡ نَجۡعَل لَّهُۥ عَيۡنَيۡنِ ٨
Alam nac'al lahû 'aynayn
Biz ona iki göz, vermedik mi?
وَلِسَانٗا وَشَفَتَيۡنِ ٩
Valisânan vaşafatayn
Bir dil ve iki dudak vermedik mi?
وَهَدَيۡنَٰهُ ٱلنَّجۡدَيۡنِ ١٠
Vahadaynâhun-nacdayn
Ona iki yolu (doğru ve eğriyi) göstermedik mi?
فَلَا ٱقۡتَحَمَ ٱلۡعَقَبَةَ ١١
Falaktahamal-'akabah
Fakat o, sarp yokuşu aşamadı.
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلۡعَقَبَةُ ١٢
Vamâ adrâka mal-'akabah
O sarp yokuş nedir bilir misin?
فَكُّ رَقَبَةٍ ١٣
Fakku rakabah
Köle âzat etmek
أَوۡ إِطۡعَٰمٞ فِي يَوۡمٖ ذِي مَسۡغَبَةٖ ١٤
Av it'âmun fî yavmin zî masğabah
veya açlık gününde doyurmaktır.
يَتِيمٗا ذَا مَقۡرَبَةٍ ١٥
Yatîman zâ makrabah
Yakını olan bir yetimi
أَوۡ مِسۡكِينٗا ذَا مَتۡرَبَةٖ ١٦
Av miskînan zâ matrabah
veya açaçık bir yoksulu.
ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلصَّبۡرِ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلۡمَرۡحَمَةِ ١٧
Summa kâna minal-lazîna âmanû vatavâsav bis-sabri vatavâsav bil-marhamah
Sonra iman edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve birbirlerine acımayı öğütleyenlerden olmaktır.
أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ ١٨
Ulâ'ika ashâbul-maymanah
İşte bunlar sağdakilerdir.
وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِـَٔايَٰتِنَا هُمۡ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِ ١٩
Vallazîna kafarû bi'âyâtinâ hum ashâbul-maş'amah
Âyetlerimizi inkâr edenler ise işte onlar soldakilerdir.
عَلَيۡهِمۡ نَارٞ مُّؤۡصَدَةُۢ ٢٠
'Alayhim nârum mu'sadah
Cezaları, kapıları üzerlerine sımsıkı, kapatılmış bir ateştir.
Okunuş, Qabas tarafından Arapça metinden yazılmış bir okuma yardımıdır. Doğru telaffuz için Arap harflerini ve tecvidi öğrenin.
Beled Suresi 20 ayettir. Kur'an-ı Kerim'in 90. suresidir.
Beled Suresi Mekki bir suredir.
Beled Suresi 30. cüzdedir.
Evet. Bu sayfanın üstündeki başlat düğmesine basın veya istediğiniz ayetten başlayın. Qabas uygulamasında sureyi çevrimdışı dinlemek için indirebilirsiniz.