ٱلَّذِينَ كَانَتۡ أَعۡيُنُهُمۡ فِي غِطَآءٍ عَن ذِكۡرِي وَكَانُواْ لَا يَسۡتَطِيعُونَ سَمۡعًا ١٠١
Allazîna kânat a'yunuhum fî ğitâ'in 'an zikrî vakânû lâ yastatî'ûna sam'â
Ve, gözleri beni görmeye kapalı bulunan, kulak vermeye de tahammül edemez olan
Tefsir
Dünyada gözlerinin önünde görmelerine mani olan perdeden dolayı Allah'ı zikretmekten kör olan kâfirler için cehennemi gösterdik. Kabul etmek kastıyla Allah'ın ayetlerini dinlemeye güçleri de yoktu.
أَفَحَسِبَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَن يَتَّخِذُواْ عِبَادِي مِن دُونِيٓ أَوۡلِيَآءَۚ إِنَّآ أَعۡتَدۡنَا جَهَنَّمَ لِلۡكَٰفِرِينَ نُزُلٗا ١٠٢
Afahasibal-lazîna kafarû an yattahizû 'ibâdî min dûnî avliyâ'a innâ a'tadnâ cahannama lil-kâfirîna nuzulâ
o küfredenler, beni bırakıp da kullarımı kendilerine dost edinebileceklerini mi sanmaktadırlar? Oysa biz Cehennem'i kâfirler için kalacakları bir yer olarak hazırladık.
Tefsir
Allah'ı inkâr edenler, melek, peygamber ve şeytanlardan olan kullarımı benim dışımda ilahlar edineceklerini mi sandılar? Şüphesiz biz cehennemi, orada kalmaları için konak olarak hazırladık.
قُلۡ هَلۡ نُنَبِّئُكُم بِٱلۡأَخۡسَرِينَ أَعۡمَٰلًا ١٠٣
Kul hal nunabbi'ukum bil-ahsarîna a'mâlâ
De ki: Size, (yaptıkları) işler bakımından en çok ziyana uğrayanları bildirelim mi?
Tefsir
-Ey Resul- De ki: -Ey İnsanlar!- Amel bakımından en büyük hüsrana uğrayanların kim olduğunu size haber verelim mi?
ٱلَّذِينَ ضَلَّ سَعۡيُهُمۡ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَهُمۡ يَحۡسَبُونَ أَنَّهُمۡ يُحۡسِنُونَ صُنۡعًا ١٠٤
Allazîna dalla sa'yuhum fil-hayavâtid-dunyâ vahum yahsabûna annahum yuhsinûna sun'â
(Bunlar;) iyi işler yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir.
Tefsir
Onlar, kıyamet gününde dünyada yapmış oldukları çabaların zayi olduğunu gören kimselerdir. Oysaki onlar çabaladıkları hususta iyi yaptıklarını sanıp amellerinden istifade edeceklerini zannederler. Ancak gerçek bunun hilafınadır.
أُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمۡ وَلِقَآئِهِۦ فَحَبِطَتۡ أَعۡمَٰلُهُمۡ فَلَا نُقِيمُ لَهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ وَزۡنٗا ١٠٥
Ulâ'ikal-lazîna kafarû bi'âyâti rabbihim valikâ'ihî fahabitat a'mâluhum falâ nukîmu lahum yavmal-kiyâmati vaznâ
İşte onlar, Rablerinin âyetlerini ve O'na kavuşmayı inkâr eden, bu yüzden amelleri boşa giden kimselerdir ki, biz onlar için kıyamet gününde hiçbir ölçü tutmayacağız.
Tefsir
Onlar Rablerinin birliğine delalet eden ayetler hakkında kâfir olan, O'nunla karşılaşmayı inkâr eden, bu küfürlerinden dolayı amelleri batıl olan kimselerdir. Kıyamet günü Allah'ın katında onların bir kıymeti olmaz.
ذَٰلِكَ جَزَآؤُهُمۡ جَهَنَّمُ بِمَا كَفَرُواْ وَٱتَّخَذُوٓاْ ءَايَٰتِي وَرُسُلِي هُزُوًا ١٠٦
Zâlika cazâ'uhum cahannamu bimâ kafarû vattahazû âyâtî varusulî huzuvâ
İşte, inkâr ettikleri, âyetlerimi ve Rasûllerimi alaya aldıkları için onların cezası cehennemdir.
Tefsir
Allah'ı inkâr etmeleri, indirilen ayetlerle ve resullerle alay etmelerinden dolayı onlar için hazırlanmış ceza (yaptıklarının karşılığı) cehennemdir.
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ كَانَتۡ لَهُمۡ جَنَّٰتُ ٱلۡفِرۡدَوۡسِ نُزُلًا ١٠٧
Innal-lazîna âmanû va'amilus-sâlihâti kânat lahum cannâtul-firdavsi nuzulâ
İman edenler ve sâlih amel işleyenler ise, onlar için, kalacak Firdevs cennetleri vardır.
Tefsir
Şüphesiz ki, Allah'a iman edip salih ameller işleyenlere ikram olarak cennetin en üst mekânları konak olarak hazırlanacaktır.
خَٰلِدِينَ فِيهَا لَا يَبۡغُونَ عَنۡهَا حِوَلٗا ١٠٨
Hâlidîna fîhâ lâ yabğûna 'anhâ hivalâ
Orada ebedî kalacaklardır. Oradan hiç ayrılmak istemezler.
Tefsir
Onlar orada ebedî kalacaklardır. Oradan ayrılmak istemezler. Çünkü onun dengi olan başka bir karşılık yoktur.
قُل لَّوۡ كَانَ ٱلۡبَحۡرُ مِدَادٗا لِّكَلِمَٰتِ رَبِّي لَنَفِدَ ٱلۡبَحۡرُ قَبۡلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَٰتُ رَبِّي وَلَوۡ جِئۡنَا بِمِثۡلِهِۦ مَدَدٗا ١٠٩
Kul lav kânal-bahru midâdal likalimâti rabbî lanafidal-bahru kabla an tanfada kalimâtu rabbî valav ci'nâ bimislihî madadâ
(Ey Muhammed!) De ki: "Rabbimin sözleri için deniz mürekkep olsaydı ve bir o kadarını da yardım için getirseydik, Rabbimin sözleri tükenmeden önce deniz mutlaka tükenirdi."
Tefsir
-Ey Resul- De ki: "Rabbimin kelimeleri çoktur. Eğer denizler mürekkep olsa, onunla yazsan; Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın sözleri bitmeden denizler tükenirdi. Eğer başka denizler dolusu (mürekkep) getirsek aynı şekilde onlar da tükenirlerdi."
قُلۡ إِنَّمَآ أَنَا۠ بَشَرٞ مِّثۡلُكُمۡ يُوحَىٰٓ إِلَيَّ أَنَّمَآ إِلَٰهُكُمۡ إِلَٰهٞ وَٰحِدٞۖ فَمَن كَانَ يَرۡجُواْ لِقَآءَ رَبِّهِۦ فَلۡيَعۡمَلۡ عَمَلٗا صَٰلِحٗا وَلَا يُشۡرِكۡ بِعِبَادَةِ رَبِّهِۦٓ أَحَدَۢا ١١٠
Kul innamâ ana başarum mislukum yûhâ ilayya annamâ ilâhukum ilâhun vâhidun faman kâna yarcû likâ'a rabbihî falya'mal 'amalan sâlihan valâ yuşrik bi'ibâdati rabbihî ahadâ
De ki: Ben, yalnızca sizin gibi bir beşerim. (Şu var ki) bana, İlâhınızın, sadece bir ilâh olduğu vahyolunuyor. Artık her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, iyi iş yapsın ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın.
Tefsir
-Ey Resul!- şöyle de: "Ancak ben sizin gibi bir beşerim. Şüphesiz bana hak olan ilahınızın bir tek ilah olduğu, hiçbir ortağının bulunmadığı vahyolunmaktadır. O Yüce Allah'tır. Kim Rabbi ile karşılaşmaktan korkuyor ise dinine uygun ameller işlesin, ibadetlerinde Rabbine karşı ihlaslı olsun. Rabbine ibadetinde hiç kimseyi ortak koşmasın."
Okunuş, Qabas tarafından Arapça metinden yazılmış bir okuma yardımıdır. Doğru telaffuz için Arap harflerini ve tecvidi öğrenin.