إِنَّ ٱلۡمُنَٰفِقِينَ يُخَٰدِعُونَ ٱللَّهَ وَهُوَ خَٰدِعُهُمۡ وَإِذَا قَامُوٓاْ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ قَامُواْ كُسَالَىٰ يُرَآءُونَ ٱلنَّاسَ وَلَا يَذۡكُرُونَ ٱللَّهَ إِلَّا قَلِيلٗا ١٤٢
Innal-munâfikîna yuhâdi'ûnallâha vahuva hâdi'uhum va izâ kâmû ilas-salavâti kâmû kusâlâ yurâ'ûnan-nâsa valâ yazkurûnallâha illâ kalîlâ
Münafıklar, Allah'a hile yapmaya kalkışıyorlar; halbuki Allah, onların oyunlarını başlarına çevirmektedir. Onlar namaza kalktıklarında üşenerek kalkarlar; insanlara gösteriş yaparlar; Allah'ı da çok az zikrederler.
Tefsir
Münafıklar İslam’ı izhar edip küfürlerini gizleyerek Allah’ı aldatmaya çalışıyorlar. Oysa Allah onları aldatmaktadır. Çünkü O, onların küfürlerini bildiği halde kanlarını korumuş ve ahirette onlara en şiddetli azabı hazırlamıştır. Onlar namaza kalktıkları zaman, namazı kerih görerek/istemeyerek tembel tembel kalkarlar. İnsanların görmelerini ve kendilerini tazim etmelerini isterler, Allah'a karşı samimi değillerdir. Müminleri görünce de Allah’ı çok az zikrederler