أَمۡ يَقُولُونَ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبٗاۖ فَإِن يَشَإِ ٱللَّهُ يَخۡتِمۡ عَلَىٰ قَلۡبِكَۗ وَيَمۡحُ ٱللَّهُ ٱلۡبَٰطِلَ وَيُحِقُّ ٱلۡحَقَّ بِكَلِمَٰتِهِۦٓۚ إِنَّهُۥ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ ٢٤
Am yakûlûnaftarâ 'alallâhi kaziban fa in yaşa'illâhu yahtim 'alâ kalbika vayamhullâhul-bâtila vayuhikkul-hakka bikalimâtihî innahû 'alîmu bizâtis-sudûr
Yoksa onlar, (senin için) Allah'a karşı yalan uydurdu mu derler? Allah dilerse senin kalbini de mühürler. Ve Allah bâtılı yok eder; sözleriyle hakkı ortaya koyar. Şüphesiz O, kalplerde olanları bilendir.
Tefsir
Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bu Kur'an'ı uydurarak onu Rabbine nispet ettiği görüşü müşriklerin ileri sürdüğü bir iddiadır. Yüce Allah, onların bu iddialarına cevap vererek şöyle buyurmuştur: Şayet kendi içinde yalan uydurmak hususunda bir düşünce geçirirsen mutlaka senin kalbini mühürler, iftira edilen batılı da imha ederim. Hakkı güçlü olarak bırakırım. Durum bu şekilde meydana gelmeyince bu husus Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sadık olduğuna ve Rabbi tarafından kendisine gerçekten vahyin geldiğine dair bir delil olarak ortaya çıkar. Şüphesiz O, kullarının kalplerinde olanı bilir. O konuda hiçbir şey O'na gizli kalmaz.