وَيۡلٞ لِّلۡمُطَفِّفِينَ ١
Vaylul lil-mutaffifîn
Hilekârlara yazıklar olsun!
Meal: Turkish Translation - Dr. Ali Ozek and others
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَيۡلٞ لِّلۡمُطَفِّفِينَ ١
Vaylul lil-mutaffifîn
Hilekârlara yazıklar olsun!
ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكۡتَالُواْ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسۡتَوۡفُونَ ٢
Allazîna izaktâlû 'alan-nâsi yastavfûn
İnsanlardan alırken ölçüp tarttıklarında tam,
وَإِذَا كَالُوهُمۡ أَو وَّزَنُوهُمۡ يُخۡسِرُونَ ٣
Va izâ kâlûhum av vazanûhum yuhsirûn
onlara vermek için ölçüp tarttıklarında ise noksan yapan.
أَلَا يَظُنُّ أُوْلَٰٓئِكَ أَنَّهُم مَّبۡعُوثُونَ ٤
Alâ yazunnu ulâ'ika annahum mab'ûsûn
Onlar düşünmezler mi ki, diriltilecekler!
لِيَوۡمٍ عَظِيمٖ ٥
Liyavmin 'azîm
Büyük bir günde (hesap vermek için) öyle bir gün ki,
يَوۡمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ ٦
Yavma yakûmun-nâsu lirabbil-'âlamîn
insanlar o günde âlemlerin Rabbinin huzurunda divan duracaklardır.
كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلۡفُجَّارِ لَفِي سِجِّينٖ ٧
Kallâ inna kitâbal-fuccâri lafî siccîn
Doğrusu günahkârların yazısı, muhakkak Siccîn’de olmaktır.
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا سِجِّينٞ ٨
Vamâ adrâka mâ siccîn
Siccîn nedir, bilir misin?
كِتَٰبٞ مَّرۡقُومٞ ٩
Kitâbum markûm
( o günahkarların yazısı ) Amellerin sayılıp yazıldığı bir kitaptır .
وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ١٠
Vaylun yavma'izil lil-mukazzibîn
O gün vay haline yalancıların!
ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوۡمِ ٱلدِّينِ ١١
Allazîna yukazzibûna biyavmid-dîn
Ki onlar, ceza gününü yalan sayarlar.
وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعۡتَدٍ أَثِيمٍ ١٢
Vamâ yukazzibu bihî illâ kullu mu'tadin asîm
Onu ancak hükümleri çiğneyen ve günaha dalan kimseler yalanlar.
إِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ ١٣
Izâ tutlâ 'alayhi âyâtunâ kâla asâtîrul-avvalîn
Böyle birine âyetlerimiz okununca «Eskilerin masalları» derdi.
كَلَّاۖ بَلۡۜ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ ١٤
Kallâ bal râna 'alâ kulûbihim mâ kânû yaksibûn
Hayır! Bilakis onların işlemekte oldukları (kötülükler) kalplerini kirletmiştir.
كَلَّآ إِنَّهُمۡ عَن رَّبِّهِمۡ يَوۡمَئِذٖ لَّمَحۡجُوبُونَ ١٥
Kallâ innahum 'ar rabbihim yavma'izil lamahcûbûn
Hayır! Onlar şüphesiz o gün Rablerinden (O'nu görmekten) mahrum kalmışlardır.
ثُمَّ إِنَّهُمۡ لَصَالُواْ ٱلۡجَحِيمِ ١٦
Summa innahum lasâlul-cahîm
Sonra onlar cehenneme girerler.
ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ١٧
Summa yukâlu hâzal-lazî kuntum bihî tukazzibûn
Sonra onlara: «İşte yalanlamış olduğunuz (cehennem) budur» denilir.
كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلۡأَبۡرَارِ لَفِي عِلِّيِّينَ ١٨
Kallâ inna kitâbal-abrâri lafî 'illiyyîn
Hayır! Andolsun iyilerin kitabı İlliyyûn'dadır.
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَ ١٩
Vamâ adrâka mâ 'illiyyûn
İlliyyûn nedir, bilir misin?
كِتَٰبٞ مَّرۡقُومٞ ٢٠
Kitâbum markûm
(O İlliyyûn'daki kitap) İçinde ameller kaydedilmiş bir kitaptır.
يَشۡهَدُهُ ٱلۡمُقَرَّبُونَ ٢١
Yaşhaduhul-mukarrabûn
Kitabı, Allah’a yakın olanlar görür.
إِنَّ ٱلۡأَبۡرَارَ لَفِي نَعِيمٍ ٢٢
Innal-abrâra lafî na'îm
İyiler kesinkes cennettedir.
عَلَى ٱلۡأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ ٢٣
'Alal-arâ'iki yanzurûn
Onlar orada koltuklar üzerinde etrafa bakarlar.
تَعۡرِفُ فِي وُجُوهِهِمۡ نَضۡرَةَ ٱلنَّعِيمِ ٢٤
Ta'rifu fî vucûhihim nadratan-na'îm
Onların yüzünde nimetlerin sevincini görürsün.
يُسۡقَوۡنَ مِن رَّحِيقٖ مَّخۡتُومٍ ٢٥
Yuskavna mir rahîkim mahtûm
Kendilerine mühürlü hâlis bir içki sunulur.
خِتَٰمُهُۥ مِسۡكٞۚ وَفِي ذَٰلِكَ فَلۡيَتَنَافَسِ ٱلۡمُتَنَٰفِسُونَ ٢٦
Hitâmuhû miskun vafî zâlika falyatanâfasil-mutanâfisûn
Onun içiminin sonunda misk kokusu vardır. İşte yarışanlar ancak onda yarışsınlar.
وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسۡنِيمٍ ٢٧
Vamizâcuhû min tasnîm
Karışımı Tesnîm'dendir.
عَيۡنٗا يَشۡرَبُ بِهَا ٱلۡمُقَرَّبُونَ ٢٨
'Aynan yaşrabu bihal-mukarrabûn
(O Tesnîm Allah'a) Yakın olanların içecekleri bir kaynaktır.
إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجۡرَمُواْ كَانُواْ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ يَضۡحَكُونَ ٢٩
Innal-lazîna acramû kânû minal-lazîna âmanû yadhakûn
Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülerlerdi.
وَإِذَا مَرُّواْ بِهِمۡ يَتَغَامَزُونَ ٣٠
Va izâ marrû bihim yatağâmazûn
Onlarla karşılaştıklarında kaş göz hareketiyle alay ederlerdi.
وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓاْ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِمُ ٱنقَلَبُواْ فَكِهِينَ ٣١
Va izankalabû ilâ ahlihimunkalabû fakihîn
Ailelerine döndüklerinde, (alaylarından dolayı) keyiflenerek dönerlerdi.
وَإِذَا رَأَوۡهُمۡ قَالُوٓاْ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَضَآلُّونَ ٣٢
Va izâ ra'avhum kâlû inna hâ'ulâ'i ladâllûn
Müminleri gördüklerinde: «Şüphesiz bunlar sapıtmış» derlerdi.
وَمَآ أُرۡسِلُواْ عَلَيۡهِمۡ حَٰفِظِينَ ٣٣
Vamâ ursilû 'alayhim hâfizîn
Halbuki onlar, müminleri denetleyici olarak gönderilmediler.
فَٱلۡيَوۡمَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مِنَ ٱلۡكُفَّارِ يَضۡحَكُونَ ٣٤
Fal-yavmal-lazîna âmanû minal-kuffâri yadhakûn
İşte o gün (ahirette) de iman edenler kâfirlere gülerler.
عَلَى ٱلۡأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ ٣٥
'Alal-arâ'iki yanzurûn
Koltuklar üzerinde etrafa bakarlar.
هَلۡ ثُوِّبَ ٱلۡكُفَّارُ مَا كَانُواْ يَفۡعَلُونَ ٣٦
Hal suvvibal-kuffâru mâ kânû yaf'alûn
Kâfirler, yaptıklarının cezasını buldular mı! (Elbette buldular.)
Okunuş, Qabas tarafından Arapça metinden yazılmış bir okuma yardımıdır. Doğru telaffuz için Arap harflerini ve tecvidi öğrenin.
Mutaffifin Suresi 36 ayettir. Kur'an-ı Kerim'in 83. suresidir.
Mutaffifin Suresi Mekki bir suredir.
Mutaffifin Suresi 30. cüzdedir.
Evet. Bu sayfanın üstündeki başlat düğmesine basın veya istediğiniz ayetten başlayın. Qabas uygulamasında sureyi çevrimdışı dinlemek için indirebilirsiniz.