وَلَمَّا فَتَحُواْ مَتَٰعَهُمۡ وَجَدُواْ بِضَٰعَتَهُمۡ رُدَّتۡ إِلَيۡهِمۡۖ قَالُواْ يَٰٓأَبَانَا مَا نَبۡغِيۖ هَٰذِهِۦ بِضَٰعَتُنَا رُدَّتۡ إِلَيۡنَاۖ وَنَمِيرُ أَهۡلَنَا وَنَحۡفَظُ أَخَانَا وَنَزۡدَادُ كَيۡلَ بَعِيرٖۖ ذَٰلِكَ كَيۡلٞ يَسِيرٞ ٦٥
Valammâ fatahû matâ'ahum vacadû bidâ'atahum ruddat ilayhim kâlû yâ'abânâ mâ nabğî hâzihî bidâ'atunâ ruddat ilaynâ vanamîru ahlanâ vanahfazu ahânâ vanazdâdu kayla ba'îrin zâlika kaylun yasîr
Eşyalarını açtıklarında sermayelerinin kendilerine geri verildiğini gördüler. Dediler ki: Ey babamız! Daha ne istiyoruz. İşte sermâyemiz de bize geri verilmiş. (Onunla yine) ailemize yiyecek getiririz, kardeşimizi koruruz ve bir deve yükü de fazla alırız. Çünkü bu (seferki aldığımız) az bir miktardır.
Tefsir
Yanlarında götürdükleri yüklerini açtıklarında zahire bedellerinin kendilerine geri verildiğini gördüler. Babalarına: Bu ikramdan sonra Aziz'den daha ne isteriz? Aziz, bize lütufta bulunarak erzakların bedelini geri verdi. Onunla ailemize yeni yemek getirir ve korktuğun şeylerden de kardeşimizi koruruz. Kardeşimizin yanımızda olmasından dolayı bir deve yükü yiyecek daha alırız. Bir deve yükü daha fazla yiyecek vermek Aziz'in katında kolay bir şeydir.