قَالَ لَنۡ أُرۡسِلَهُۥ مَعَكُمۡ حَتَّىٰ تُؤۡتُونِ مَوۡثِقٗا مِّنَ ٱللَّهِ لَتَأۡتُنَّنِي بِهِۦٓ إِلَّآ أَن يُحَاطَ بِكُمۡۖ فَلَمَّآ ءَاتَوۡهُ مَوۡثِقَهُمۡ قَالَ ٱللَّهُ عَلَىٰ مَا نَقُولُ وَكِيلٞ ٦٦
Kâla lan ursilahû ma'akum hattâ tu'tûni mavsikam minallâhi lata'tunnanî bihî illâ an yuhâta bikum falammâ âtavhu mavsikahum kâlallâhu 'alâ mâ nakûlu vakîl
(Ya'kub) dedi ki: Kuşatılmanız (ve çaresiz kalma durumunuz) hariç, onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah adına bana sağlam bir söz vermediğiniz takdirde onu sizinle beraber göndermem!» Ona (istediği şekilde) teminatlarını verdiklerinde dedi ki: Söylediklerimize Allah şahittir.
Tefsir
Babaları onlara şöyle dedi: Ölüm hepinizi kuşatır, sizden hayatta kimseyi bırakmaz, onu def etmeye ve dönmeye güç yetirememeniz hariç, Allah adına onu bana geri getirmeniz için söz vermedikçe onu sizinle göndermeyeceğim. Bunun için Allah adına söz verdiklerinde, dedi ki: "Allah söylediklerimize şahittir, O'nun şahitliği bize yeter."