ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِيٓ أَنزَلَ عَلَىٰ عَبۡدِهِ ٱلۡكِتَٰبَ وَلَمۡ يَجۡعَل لَّهُۥ عِوَجَاۜ ١
Al-hamdu lillâhil-lazî anzala 'alâ 'abdihil-kitâba valam yac'al lahû 'ivacâ
Hamd; kuluna (Muhammed'e), kendisinde hiçbir (tezat ve) eğrilik bulunmayan dosdoğru Kitab'ı indiren,
Tefsir
Kemâl ve celâl sıfatlarıyla, zahiri ve batini nimetler, kulu ve resulü Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e Kur'an'ı indiren Yüce Allah içindir. Bu Kur'an'da haktan hiçbir eğrilik ve sapma bulunmamaktadır.
قَيِّمٗا لِّيُنذِرَ بَأۡسٗا شَدِيدٗا مِّن لَّدُنۡهُ وَيُبَشِّرَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٱلَّذِينَ يَعۡمَلُونَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أَنَّ لَهُمۡ أَجۡرًا حَسَنٗا ٢
Kayyimal liyunzira ba san şadîdam mil ladunhu vayubaşşiral-mu'minînal-lazîna ya'malûnas-sâlihâti anna lahum acran hasanâ
(insanları) kendi tarafından çetin bir azap ile ikaz etmek ve iyi iş ve davranışlarda bulunan müminlere, kendileri için, güzel bir ecir bulunduğunu,
Tefsir
Bilakis Yüce Allah; Kur'an'ı, içerisinde bir tezat ve herhangi bir tutarsızlık olmayan dosdoğru bir kitap kıldı. Ta ki; bu kitap kâfirleri Allah katında bekleyen kuvvetli bir azaptan korkutur, salih ameller işleyen Müminlere de onları sevindirecek ve hiç bir karşılığın kendisine erişemeyeceği, güzel mükâfatları haber verir.
مَّٰكِثِينَ فِيهِ أَبَدٗا ٣
Mmâkisîna fîhi abadâ
içinde ebedî kalacakları (cennetle) müjdeleyen
Tefsir
Müminler kendilerine verilen sevabın/mükâfatın içinde ebedî kalacaklardır ve onlardan da hiç kesilmeyecektir.
وَيُنذِرَ ٱلَّذِينَ قَالُواْ ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدٗا ٤
Vayunziral-lazîna kâlut-tahazallâhu valadâ
ve «Allah evlât edindi» diyenleri de uyarmak için kitabı indiren Allah'a mahsustur.
Tefsir
Allah çocuk edindi diyen Yahudileri, Hristiyanları ve bazı müşrikleri korkutmaktadır.
مَّا لَهُم بِهِۦ مِنۡ عِلۡمٖ وَلَا لِأٓبَآئِهِمۡۚ كَبُرَتۡ كَلِمَةٗ تَخۡرُجُ مِنۡ أَفۡوَٰهِهِمۡۚ إِن يَقُولُونَ إِلَّا كَذِبٗا ٥
Mmâ lahum bihî min 'ilmin valâ li'âbâ'ihim kaburat kalimatan tahrucu min afvâhihim in yakûlûna illâ kazibâ
Ne onların (Allah evlât edindi, diyenlerin), ne de atalarının bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan bu söz ne büyük oldu! Yalandan başka bir şey söylemiyorlar.
Tefsir
Allah Teâlâ'nın bir çocuk edindiğini iddia eden iftiracıların bu meselede ilimleri ve delilleri yoktur. Onların taklit etmiş oldukları babalarının da bu konuda bir bilgileri yoktur. Ne olduğunu akıl edip idrak etmeden ağızlarından çıkan söz, çirkin (bir söz olarak) ne kadar da büyük bir sözdür. Onların söyledikleri aslı ve dayanağı olmayan yalan sözden başka bir şey değildir.
فَلَعَلَّكَ بَٰخِعٞ نَّفۡسَكَ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمۡ إِن لَّمۡ يُؤۡمِنُواْ بِهَٰذَا ٱلۡحَدِيثِ أَسَفًا ٦
Fala'allaka bâhi'un nafsaka 'alâ âsârihim il lam yu'minû bihâzal-hadîsi asafâ
Bu yeni Kitab'a inanmazlarsa (ve bu yüzden helâk olurlarsa) arkalarından üzüntüyle neredeyse kendini harap edeceksin.
Tefsir
-Ey Resul!- Eğer onlar bu Kur'an'a iman etmeyecek olurlarsa neredeyse onlar için kendini üzüntü, gam ve kederden helak edeceksin. Sen asla üzülme. Onların hidayetinden sorumlu değilsin. Senin üzerine düşen sadece onlara hakkı tebliğ etmektir.
إِنَّا جَعَلۡنَا مَا عَلَى ٱلۡأَرۡضِ زِينَةٗ لَّهَا لِنَبۡلُوَهُمۡ أَيُّهُمۡ أَحۡسَنُ عَمَلٗا ٧
Innâ ca'alnâ mâ 'alal-ardi zînatal lahâ linabluvahum ayyuhum ahsanu 'amalâ
Biz, insanların hangisinin daha güzel amel edeceğini deneyelim diye yer yüzündeki her şeyi dünyanın kendine mahsus bir ziyneti yaptık.
Tefsir
Biz yeryüzünde bulunan mahlukatı, onun için bir güzellik ve süs olarak yarattık ki, insanlardan hangisi Allah'ı razı eden daha güzel amel işleyecek ve hangisi daha kötü amel işleyecek bunu sınayalım. Bütün bunları da her kişiye işlemiş olduğu amelin karşılığını vermek için yaptık.
وَإِنَّا لَجَٰعِلُونَ مَا عَلَيۡهَا صَعِيدٗا جُرُزًا ٨
Va innâ lacâ'ilûna mâ 'alayhâ sa'îdan curuzâ
(Bununla beraber) biz mutlaka oradaki her şeyi kupkuru bir toprak yapacağız.
Tefsir
Biz yeryüzünde olan bütün mahlukatın hayatı sona erdikten sonra; onları üzerinde hiçbir ot bitmeyen çorak bir toprak haline getireceğiz. Bundan ibret alın.
أَمۡ حَسِبۡتَ أَنَّ أَصۡحَٰبَ ٱلۡكَهۡفِ وَٱلرَّقِيمِ كَانُواْ مِنۡ ءَايَٰتِنَا عَجَبًا ٩
Am hasibta anna ashâbal-kahfi var-rakîmi kânû min âyâtinâ 'acabâ
(Rasûlüm) Yoksa sen, bizim âyetlerimizden (sadece) Kehf ve Rakîm sahiplerinin ibrete şâyan olduklarını mı sandın?
Tefsir
-Ey Resul!- Sadece Ashâb-ı Kehf'in ve isimlerinin yazılı bulunduğu levhanın kıssasının şaşılacak ayetlerimizden olduğunu zannetme. Bilakis göklerin ve yerin yaratılışı gibi diğerleri daha çok şaşılacak şeylerdir.
إِذۡ أَوَى ٱلۡفِتۡيَةُ إِلَى ٱلۡكَهۡفِ فَقَالُواْ رَبَّنَآ ءَاتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحۡمَةٗ وَهَيِّئۡ لَنَا مِنۡ أَمۡرِنَا رَشَدٗا ١٠
Iz aval-fityatu ilal-kahfi fakâlû rabbanâ âtinâ mil ladunka rahmatan vahayyi' lanâ min amrinâ raşadâ
O (yiğit) gençler mağaraya sığınmışlar ve: «Rabbimiz! Bize tarafından rahmet ver ve bize, (şu) durumumuzdan bir kurtuluş yolu hazırla!» demişlerdi.
Tefsir
-Ey Resul!- Dinleri için kaçıp mağaraya sığınan Mümin gençlerin dualarında şöyle dediklerini söyle: Rabbimiz bize katından rahmet vererek günahlarımızı bağışla. Ve bizi düşmanlarımızdan kurtar. Kâfirlerden (kaçarak) yaptığımız hicret ve iman edişimizde hak ve doğru yola ulaşmamız için bize hidayet ver.
Okunuş, Qabas tarafından Arapça metinden yazılmış bir okuma yardımıdır. Doğru telaffuz için Arap harflerini ve tecvidi öğrenin.