وَتَرَىٰهُمۡ يُعۡرَضُونَ عَلَيۡهَا خَٰشِعِينَ مِنَ ٱلذُّلِّ يَنظُرُونَ مِن طَرۡفٍ خَفِيّٖۗ وَقَالَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِنَّ ٱلۡخَٰسِرِينَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ وَأَهۡلِيهِمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۗ أَلَآ إِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ فِي عَذَابٖ مُّقِيمٖ ٤٥
Vatarâhum yu'radûna 'alayhâ hâşi'îna minaz-zulli yanzurûna min tarfin hafiyyin vakâlal-lazîna âmanû innal-hâsirînal-lazîna hasirû anfusahum va ahlîhim yavmal-kiyâmati alâ innaz-zâlimîna fî 'azâbim mukîm
Ateşe arz olunurlarken onların, zilletten başlarını öne eğerek göz ucuyla gizli gizli baktıklarını göreceksin. İnananlar da: İşte asıl ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır, diyecekler. Kesinlikle biliniz ki, zalimler, sürekli bir azap içindedirler.
Tefsir
-Ey Resul!- Bu zalimler zelil ve rezil halde ateşe arz edildikleri zaman, ateşten aşırı korkularından dolayı başlarını öne eğmiş, göz ucuyla insanlara gizli gizli baktıklarını görürsün. Allah'a ve resullerine iman edenler ise şöyle diyeceklerdir: "İşte hakiki olarak ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini Allah'ın azabı sebebiyle ziyana sokanlardır." Kendi nefislerine küfür, günah ve isyanlarla zulmedenler hiç kesintiye uğramayan devamlı ve ebedî bir azap içerisindedirler.