وَلَن تَسۡتَطِيعُوٓاْ أَن تَعۡدِلُواْ بَيۡنَ ٱلنِّسَآءِ وَلَوۡ حَرَصۡتُمۡۖ فَلَا تَمِيلُواْ كُلَّ ٱلۡمَيۡلِ فَتَذَرُوهَا كَٱلۡمُعَلَّقَةِۚ وَإِن تُصۡلِحُواْ وَتَتَّقُواْ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ غَفُورٗا رَّحِيمٗا ١٢٩
Valan tastatî'û an ta'dilû baynan-nisâ'i valav harastum falâ tamîlû kullal-mayli fatazarûhâ kal-mu'allakati va in tuslihû vatattakû fa innallâha kâna ğafûrar rahîmâ
Üzerine düşüp uğraşsanız da kadınlar arasında âdil davranmaya güç yetiremezsiniz; bâri birisine tamamen kapılıp da diğerini askıya alınmış gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir, günahtan sakınırsanız Allah şüphesiz çok bağışlayıcı ve çok esirgeyicidir.
Tefsir
-Ey kocalar!- Ne kadar gayret etseniz de eşlerinize karşı kalbinizin meyletmesinde, sizin kontrolünüzün dışında olan sebeplerden ötürü tam bir şekilde adil davranarak adaletli olmayı başaramazsınız. Öyleyse sevmediğiniz hanımınızı tamamıyla bırakıp ondan uzaklaşmayın. Onu, ne ihtiyaçlarını yerine getirecek bir kocası olan, ne de kocası olmayıp evlenmeyi bekleyen bir kadın gibi askıda kalmış olarak bırakmayın. Hanımınızın hakkı olup sizin yapmak istemediğiniz şeyler için kendinizi zorlayarak aranızı düzeltir, hanımınız hakkında Allah'tan korkarsanız, şüphesiz Yüce Allah sizi bağışlayandır ve merhamet edendir.