وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلۡبُرُوجِ ١
Vas-samâ'i zâtil-burûc
Burçlara sahip gökyüzüne, andolsun ki,
Meal: Turkish Translation - Dr. Ali Ozek and others
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلۡبُرُوجِ ١
Vas-samâ'i zâtil-burûc
Burçlara sahip gökyüzüne, andolsun ki,
وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡمَوۡعُودِ ٢
Val-yavmil-mav'ûd
geleceği bildirilmiş olan güne, andolsun ki,
وَشَاهِدٖ وَمَشۡهُودٖ ٣
Vaşâhidin vamaşhûd
(o günde) tanıklık edene ve edilene andolsun ki,
قُتِلَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡأُخۡدُودِ ٤
Kutila ashâbul-uhdûd
hendeğe atılanlar öldürüldü.
ٱلنَّارِ ذَاتِ ٱلۡوَقُودِ ٥
An-nâri zâtil-vakûd
Ateşle dolu (yakılarak).
إِذۡ هُمۡ عَلَيۡهَا قُعُودٞ ٦
Iz hum 'alayhâ ku'ûd
Onlar (yakanlar) da başlarına oturmuşlar,
وَهُمۡ عَلَىٰ مَا يَفۡعَلُونَ بِٱلۡمُؤۡمِنِينَ شُهُودٞ ٧
Vahum 'alâ mâ yaf'alûna bil-mu'minîna şuhûd
müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı.
وَمَا نَقَمُواْ مِنۡهُمۡ إِلَّآ أَن يُؤۡمِنُواْ بِٱللَّهِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَمِيدِ ٨
Vamâ nakamû minhum illâ an yu'minû billâhil-'azîzil-hamîd
Azîz ve Hamîd olan Allah'a iman ettikleri için intikam aldılar.
ٱلَّذِي لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ شَهِيدٌ ٩
Allazî lahû mulkus-samâvâti val-ardi vallâhu 'alâ kulli şay'in şahîd
Onlardan, sırf, göklerin ve yerin mülkü kendisine ait olan, oysa ki Allah her şeyi görür.
إِنَّ ٱلَّذِينَ فَتَنُواْ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ ثُمَّ لَمۡ يَتُوبُواْ فَلَهُمۡ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمۡ عَذَابُ ٱلۡحَرِيقِ ١٠
Innal-lazîna fatanul-mu'minîna val-mu'minâti summa lam yatûbû falahum 'azâbu cahannama valahum 'azâbul-harîk
Mümin erkeklere ve mümin kadınlara, dînden döndürmek için işkence edip sonra da tövbe etmeyenlere cehennem azabı ve (orada) yanma cezası vardır.
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمۡ جَنَّٰتٞ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُۚ ذَٰلِكَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡكَبِيرُ ١١
Innal-lazîna âmanû va'amilus-sâlihâti lahum cannâtun tacrî min tahtihal-anhâru zâlikal-favzul-kabîr
İman edip sâlih ameller işleyenlere ise, zemininden ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük kurtuluş budur.
إِنَّ بَطۡشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ ١٢
Inna batşa rabbika laşadîd
Şüphesiz Rabbinin yakalaması çok şiddetlidir.
إِنَّهُۥ هُوَ يُبۡدِئُ وَيُعِيدُ ١٣
Innahû huva yubdi'u vayu'îd
Bilin ki O, (kâinat yokken) ilk olarak yaratan, (ölümden sonra tekrar hayatı) geri getirendir.
وَهُوَ ٱلۡغَفُورُ ٱلۡوَدُودُ ١٤
Vahuval-ğafûrul-vadûd
O, çok bağışlayan ve çok sevendir.
ذُو ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡمَجِيدُ ١٥
Zul-'arşil-macîd
Şerefli Arş'ın sahibidir.
فَعَّالٞ لِّمَا يُرِيدُ ١٦
Fa''âlul limâ yurîd
Dilediği şeyleri mutlaka yapandır.
هَلۡ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلۡجُنُودِ ١٧
Hal atâka hadîsul-cunûd
Orduların, haberi sana geldi mi?
فِرۡعَوۡنَ وَثَمُودَ ١٨
Fir'avna vasamûd
Firavun ve Semûd'un (uğradıkları felâketin)
بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فِي تَكۡذِيبٖ ١٩
Balil-lazîna kafarû fî takzîb
Doğrusu inkârcılar (gerçeği) yalanlayıp dururlar.
وَٱللَّهُ مِن وَرَآئِهِم مُّحِيطُۢ ٢٠
Vallâhu min varâ'ihim muhît
Allah onları arkalarından kuşatmıştır.
بَلۡ هُوَ قُرۡءَانٞ مَّجِيدٞ ٢١
Bal huva kur'ânum macîd
Hakikatte o (yalanladıkları, aslı) şerefli Kur'an'dır.
فِي لَوۡحٖ مَّحۡفُوظِۭ ٢٢
Fî lavhim mahfûz
Levh-i Mahfuzda bulunan.
Okunuş, Qabas tarafından Arapça metinden yazılmış bir okuma yardımıdır. Doğru telaffuz için Arap harflerini ve tecvidi öğrenin.
Büruc Suresi 22 ayettir. Kur'an-ı Kerim'in 85. suresidir.
Büruc Suresi Mekki bir suredir.
Büruc Suresi 30. cüzdedir.
Evet. Bu sayfanın üstündeki başlat düğmesine basın veya istediğiniz ayetten başlayın. Qabas uygulamasında sureyi çevrimdışı dinlemek için indirebilirsiniz.