وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَقُولُ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ فَإِذَآ أُوذِيَ فِي ٱللَّهِ جَعَلَ فِتۡنَةَ ٱلنَّاسِ كَعَذَابِ ٱللَّهِۖ وَلَئِن جَآءَ نَصۡرٞ مِّن رَّبِّكَ لَيَقُولُنَّ إِنَّا كُنَّا مَعَكُمۡۚ أَوَلَيۡسَ ٱللَّهُ بِأَعۡلَمَ بِمَا فِي صُدُورِ ٱلۡعَٰلَمِينَ ١٠
Vaminan-nâsi man yakûlu âmannâ billâhi fa izâ ûziya fillâhi ca'ala fitnatan-nâsi ka'azâbillâhi vala'in câ'a nasrum mir rabbika layakûlunna innâ kunnâ ma'akum avalaysallâhu bi a'lama bimâ fî sudûril-'âlamîn
İnsanlardan kimi vardır ki: «Allah’a inandık» der, fakat Allah uğrunda eziyete uğratıldığı zaman, insanların işkencesini Allah'ın azabı gibi tutar. Halbuki Rabbinden bir yardım gelecek olsa, mutlaka, «Doğrusu biz de sizinle beraberdik» derler. İyi de, Allah, herkesin kalbindekileri en iyi bilen değil midir?
Tefsir
İnsanlardan bazıları da; "Allah'a iman ettik." derler. Fakat kâfirler ona imanı sebebiyle eziyet edecek olsa, kendisine yaptıkları bu eziyeti Allah’ın azabı gibi görür ve kâfirlere uyarak imanlarından dönerler. -Ey Peygamber!- Eğer Rabbinden sana bir zafer hasıl olsa şöyle derler: "Ey Müminler! Şüphesiz biz iman üzerine sizinle beraberdik." Allah insanların kalplerinde bulunanı en iyi bilen değil midir? Kalplerindeki iman ve küfür olan şeyler ona gizli kalmaz. Nasıl oluyor da Allah kalplerinde olan şeyleri daha iyi bildiği halde kalplerinde olanı Allah'a haber veriyorlar.