وَٱسۡتَبَقَا ٱلۡبَابَ وَقَدَّتۡ قَمِيصَهُۥ مِن دُبُرٖ وَأَلۡفَيَا سَيِّدَهَا لَدَا ٱلۡبَابِۚ قَالَتۡ مَا جَزَآءُ مَنۡ أَرَادَ بِأَهۡلِكَ سُوٓءًا إِلَّآ أَن يُسۡجَنَ أَوۡ عَذَابٌ أَلِيمٞ ٢٥
Vastabakal-bâba vakaddat kamîsahû min duburin va alfayâ sayyidahâ ladal-bâbi kâlat mâ cazâ'u man arâda bi ahlika sû'an illâ an yuscana av 'azâbun alîm
İkisi de kapıya doğru koştular. Kadın onun gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında onun kocasına rastladılar. Kadın dedi ki: Senin ailene kötülük etmek isteyenin cezası, zindana atılmaktan veya elem verici bir işkenceden başka ne olabilir!
Tefsir
İkisi de kapıya doğru koştular: Yusuf, kendisini o kadından kurtarmak için koştu. Kadın ise onun oradan çıkmasına engel olmak için koştu ve onun gömleğini arkasından yırttı. İkisi, kapının yanında kadının kocasına rastladılar. Aziz'in karısı, Aziz'e şöyle dedi: -Ey Aziz!- Senin eşine kötülük etmek isteyenin cezası, zindana atılmaktan veya elem verici bir işkenceden başka bir şey değildir.