قُلۡ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِن كُنتُمۡ فِي شَكّٖ مِّن دِينِي فَلَآ أَعۡبُدُ ٱلَّذِينَ تَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَٰكِنۡ أَعۡبُدُ ٱللَّهَ ٱلَّذِي يَتَوَفَّىٰكُمۡۖ وَأُمِرۡتُ أَنۡ أَكُونَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ١٠٤
Kul yâ'ayyuhan-nâsu in kuntum fî şakkim min dînî falâ a'budul-lazîna ta'budûna min dûnillâhi valâkin a'budullâhal-lazî yatavaffâkum va umirtu an akûna minal-mu'minîn
De ki: «Ey insanlar! Benim dinimden şüphede iseniz, (bilin ki) ben Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat ancak sizi öldürecek olan Allah'a kulluk ederim. Bana müminlerden olmam emrolundu.»
Tefsir
-Ey Peygamber!- De ki; Ey insanlar! Sizler, benim sizi çağırdığım dinimden ki o tevhit dinidir şüphe ediyorsanız, ben sizin dininizin bozuk olduğu hususunda kesin inanca sahibim ve sizin dininize tabi olmam. Ve ben sizin, Allah'tan başka ibadet ettiklerinize ibadet etmem (tapmam). Fakat ben, sizi öldürecek olan Allah'a ibadet ederim. Yüce Allah bana kendisine dini halis kılarak iman edenlerden olmamı emretti.