وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا دَاوُۥدَ وَسُلَيۡمَٰنَ عِلۡمٗاۖ وَقَالَا ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي فَضَّلَنَا عَلَىٰ كَثِيرٖ مِّنۡ عِبَادِهِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ١٥
Valakad âtaynâ dâvûda vasulaymâna 'ilman vakâlal-hamdu lillâhil-lazî faddalanâ 'alâ kasîrim min 'ibâdihil-mu'minîn
Andolsun ki biz, Davud'a ve Süleyman'a ilim verdik. Onlar: Bizi, mümin kullarının birçoğundan üstün kılan Allah’a hamd olsun, dediler.
Tefsir
Dâvûd'a ve oğlu Süleyman'a ilim vermiştik. Bu ilimden biri de kuşlarla konuşma ilmidir. Dâvûd ve Süleyman, Allah Azze ve Celle'ye şükrederek şöyle demişlerdi: "Bize özel bir ilim ve peygamberlik lutfederek bizi Mümin kullarından çoğuna üstün kılan Allah'a hamdolsun.''