ٱلَّذِينَ يَجۡتَنِبُونَ كَبَٰٓئِرَ ٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَۚ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلۡمَغۡفِرَةِۚ هُوَ أَعۡلَمُ بِكُمۡ إِذۡ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ وَإِذۡ أَنتُمۡ أَجِنَّةٞ فِي بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمۡۖ فَلَا تُزَكُّوٓاْ أَنفُسَكُمۡۖ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ ٣٢
Allazîna yactanibûna kabâ'iral-ismi val-favâhişa illal-lamama inna rabbaka vâsi'ul-mağfirati huva a'lamu bikum iz anşa'akum minal-ardi va iz antum acinnatun fî butûni ummahâtikum falâ tuzakkû anfusakum huva a'lamu bimanit-takâ
Ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve edepsizliklerden kaçınanlara gelince, bil ki Rabbin, affı bol olandır. O, sizi daha topraktan yarattığı zaman ve siz annelerinizin karınlarında bulunduğunuz sırada (bile), sizi en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, kötülükten sakınanı daha iyi bilir.
Tefsir
Onlar; küçük günahlar dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Bu küçük günahlar büyükleri terk edip, itaatleri artırmak suretiyle bağışlanır. -Ey Rasûl!- Şüphesiz ki Rabbin, mağfireti bol olan, tövbe eden kullarının günahlarını bağışlayandır. O -Subhânehû ve Teâlâ- babanız Adem'i topraktan yarattığında ve annelerinizin karnında yaratılış evrelerinde iken ahvalinizi ve işlerinizi en iyi bilendir. Bundan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Kendi nefislerinizi takva ile methederek övmeyiniz. Allah -Subhânehû ve Teâlâ- emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınarak kendisine karşı takvalı olanları hakkıyla bilir.