وَمَا كُنتَ بِجَانِبِ ٱلۡغَرۡبِيِّ إِذۡ قَضَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَى ٱلۡأَمۡرَ وَمَا كُنتَ مِنَ ٱلشَّٰهِدِينَ ٤٤
Vamâ kunta bicânibil-ğarbiyyi iz kadaynâ ilâ mûsal-amra vamâ kunta minaş-şâhidîn
(Rasûlüm!) Musa’ya emrimizi vahyettiğimiz sırada, sen (Tûr Dağı'nın) batı yönünde bulunmuyordun ve (o hadiseye) şahit olanlardan da değildin.
Tefsir
-Ey Peygamber!- Musa -aleyhisselam-'ı, Firavun ve soylular topluluğuna gönderme işini ona bildirerek sonuca bağladığımız zaman sen Musa’ya göre dağın doğusunda bulunmuyordun. Sen orada hazır bulunanlardan biri değildin ki, bunun haberini bilip onu insanlara anlatasın. Senin onlara haber verdiklerin yalnızca Allah’ın sana vahyettikleridir.