وَمِنَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ إِنَّا نَصَٰرَىٰٓ أَخَذۡنَا مِيثَٰقَهُمۡ فَنَسُواْ حَظّٗا مِّمَّا ذُكِّرُواْ بِهِۦ فَأَغۡرَيۡنَا بَيۡنَهُمُ ٱلۡعَدَاوَةَ وَٱلۡبَغۡضَآءَ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِۚ وَسَوۡفَ يُنَبِّئُهُمُ ٱللَّهُ بِمَا كَانُواْ يَصۡنَعُونَ ١٤
Vaminal-lazîna kâlû innâ nasârâ ahaznâ mîsâkahum fanasû hazzam mimmâ zukkirû bihî fa ağraynâ baynahumul-'adâvata val-bağdâ'a ilâ yavmil-kiyâmati vasavfa yunabbi'uhumullâhu bimâ kânû yasna'ûn
«Biz hıristiyanlarız» diyenlerden de kesin sözlerini almıştık. Ama onlar da kendilerine zikredilen (verilen öğütlerin veya Kitab'ın) önemli bir bölümünü unuttular. Bu sebeple kıyamete kadar aralarına düşmanlık ve kin saldık. Yakında Allah onlara yaptıklarını haber verecektir.
Tefsir
Biz Yahudilerden kuvvetli bir söz aldığımız gibi İsa -aleyhisselam-'a tabi olduklarını söyleyip kendilerini temize çıkaranlardan da güçlü, kuvvetli bir söz aldık. Kendilerinden önce selefleri olan Yahudiler gibi bunlar da kendilerine hatırlatılanların bir kısmıyla amel etmeyi terk ettiler. Kıyamet gününe kadar aralarına şiddetli husumet, birbirlerinden hoşlanmamak ve nefret etmeyi koyduk. Birbirleri ile savaşmaya, öldürmeye ve karşılıklı olarak tekfir etmeye başladılar. Yüce Allah, ileri ki zamanda onlara ne yapacaklarını bildirecek ve yaptıklarına karşılık da onları cezalandıracaktır.