وَكَذَٰلِكَ بَعَثۡنَٰهُمۡ لِيَتَسَآءَلُواْ بَيۡنَهُمۡۚ قَالَ قَآئِلٞ مِّنۡهُمۡ كَمۡ لَبِثۡتُمۡۖ قَالُواْ لَبِثۡنَا يَوۡمًا أَوۡ بَعۡضَ يَوۡمٖۚ قَالُواْ رَبُّكُمۡ أَعۡلَمُ بِمَا لَبِثۡتُمۡ فَٱبۡعَثُوٓاْ أَحَدَكُم بِوَرِقِكُمۡ هَٰذِهِۦٓ إِلَى ٱلۡمَدِينَةِ فَلۡيَنظُرۡ أَيُّهَآ أَزۡكَىٰ طَعَامٗا فَلۡيَأۡتِكُم بِرِزۡقٖ مِّنۡهُ وَلۡيَتَلَطَّفۡ وَلَا يُشۡعِرَنَّ بِكُمۡ أَحَدًا ١٩
Vakazâlika ba'asnâhum liyatasâ'alû baynahum kâla kâ'ilum minhum kam labistum kâlû labisnâ yavman av ba'da yavmin kâlû rabbukum a'lamu bimâ labistum fab'asû ahadakum bivarikikum hâzihî ilal-madînati falyanzur ayyuhâ azkâ ta'âman falya'tikum birizkim minhu valyatalattaf valâ yuş'iranna bikum ahadâ
Böylece biz, aralarında birbirlerine sormaları için onları uyandırdık: İçlerinden biri: «Ne kadar kaldınız?» dedi. (Kimi) «Bir gün ya da günün bir parçası kadar kaldık» dediler; (kimi de) şöyle dediler: «Rabbiniz, kaldığınız müddeti daha iyi bilir. Şimdi siz, içinizden birini şu gümüş paranızla şehre gönderin de, baksın, (şehrin) hangi yiyeceği daha temiz ise size ondan erzak getirsin; ayrıca, nâzik davransın (gizli hareket etsin) ve sakın sizi kimseye sezdirmesin.»
Tefsir
Zikretmiş olduğumuz onlarla ilgili olan her şey bizim hayret verici mükemmel kudretimizin sonucunda olmuştur. Onları uzun bir zaman uyuttuktan sonra birbirlerine uyumuş oldukları müddeti sormaları için uyandırdık. Bazıları uyuma sürelerinin bir gün veya bir günün bir kısmı olduğuna kanaat getirip cevap verdi. Ne kadar uyuduklarını tam kestiremeyenler ise bu soruyu şöyle cevaplandırdı: "Rabbiniz ne kadar uyuyarak kaldığınızı daha iyi bilir." Bunun ilmini Allah'a havale edin ve sizi ilgilendiren işinize geri dönün. Şimdi sizden birini şu gümüş paranızla bilinen şehrinize gönderin. O da yiyecek satanların hangisinin daha helal yiyeceği ve daha helal kazancı var ise ondan size azık getirsin. Şehre girişinde ve çıkışında çok dikkatli olsun, ayrıca insanlarla muamelesinde çok akıllı davransın, sonucunda büyük zararlara sebep olacak hallerden uzak dursun ve sakın sizi kimseye sezdirmesin.