ذَٰلِكَ مِنۡ أَنۢبَآءِ ٱلۡغَيۡبِ نُوحِيهِ إِلَيۡكَۚ وَمَا كُنتَ لَدَيۡهِمۡ إِذۡ يُلۡقُونَ أَقۡلَٰمَهُمۡ أَيُّهُمۡ يَكۡفُلُ مَرۡيَمَ وَمَا كُنتَ لَدَيۡهِمۡ إِذۡ يَخۡتَصِمُونَ ٤٤
Zâlika min ambâ'il-ğaybi nûhîhi ilayka vamâ kunta ladayhim iz yulkûna aklâmahum ayyuhum yakfulu maryama vamâ kunta ladayhim iz yahtasimûn
(Rasûlüm!) Bunlar, bizim sana vahiy yoluyla bildirmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. İçlerinden hangisi Meryem’i himayesine alacak diye kur'a çekmek üzere kalemlerini atarlarken sen onların yanında değildin; onlar çekişirken de yanlarında değildin.
Tefsir
Zekeriyya ve Meryem -aleyhimesselam-'dan sana zikretmiş olduklarımız, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Ey Peygamber! O âlimler ve salih kimseler, hangisinin Meryem'in yetiştirilmesi hakkında daha çok hak sahibi olduğu konusunu tartışırlarken sen onların yanlarında değildin. Öyle ki onlar kalemlerini koyarak kura çekmişler ve Zekeriya -aleyhisselam-'ın kalemi çıkmış ve kurayı kazanmıştı.