سَابِقُوٓاْ إِلَىٰ مَغۡفِرَةٖ مِّن رَّبِّكُمۡ وَجَنَّةٍ عَرۡضُهَا كَعَرۡضِ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ أُعِدَّتۡ لِلَّذِينَ ءَامَنُواْ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦۚ ذَٰلِكَ فَضۡلُ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُۚ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِيمِ ٢١
Sâbikû ilâ mağfiratim mir rabbikum vacannatin 'arduhâ ka'ardis-samâ'i val-ardi u'iddat lillazîna âmanû billâhi varusulihî zâlika fadlullâhi yu'tîhi man yaşâ'u vallâhu zul-fadlil-'azîm
Rabbinizden bir mağfirete; Allah’a ve peygamberlerine iman edenler için hazırlanmış olup genişliği gökle yerin genişliği kadar olan cennete koşuşun. İşte bu, Allah'ın lütfudur ki onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.
Tefsir
-Ey insanlar!- Tövbe ederek ve diğer salih amelleri işleyerek bu salih amellerde yarışın. Böylece günahlarınızın af olunmasına ve genişliği yer ve gökler kadar olan cennete nail olursunuz. Yüce Allah, kendisine ve resullerine iman edenler için bu cenneti hazırlamıştır. Bu mükâfat Yüce Allah'ın dilediği kullarına verdiği lütfudur. Allah -Subhanehu ve Teâlâ- Mümin kullarına karşı büyük lütuf sahibidir.