فَلَوۡلَآ إِذۡ جَآءَهُم بَأۡسُنَا تَضَرَّعُواْ وَلَٰكِن قَسَتۡ قُلُوبُهُمۡ وَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيۡطَٰنُ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ٤٣
Falavlâ iz câ'ahum ba sunâ tadarra'û valâkin kasat kulûbuhum vazayyana lahumuş-şaytânu mâ kânû ya'malûn
Hiç olmazsa, onlara bu şekilde azabımız geldiği zaman boyun eğselerdi! Fakat kalpleri iyice katılaştı ve şeytan da onlara yaptıklarını câzip gösterdi.
Tefsir
Hiç olmazsa azabımız kendilerine gelince Allah'ın onlardan azabı kaldırması için boyun eğip yalvarsalardı, biz de onlara rahmet etseydik. Ancak onlar bunu yapmadı. Bilakis kalpleri katılaştı, başlarına gelenden ibret alıp ders çıkarmadılar. Şeytan onlara yaptıkları küfrü ve günahları güzel gösterdi. Onlar da bulundukları hal üzerine devam ettiler.