قَالَ لَا يَأۡتِيكُمَا طَعَامٞ تُرۡزَقَانِهِۦٓ إِلَّا نَبَّأۡتُكُمَا بِتَأۡوِيلِهِۦ قَبۡلَ أَن يَأۡتِيَكُمَاۚ ذَٰلِكُمَا مِمَّا عَلَّمَنِي رَبِّيٓۚ إِنِّي تَرَكۡتُ مِلَّةَ قَوۡمٖ لَّا يُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَهُم بِٱلۡأٓخِرَةِ هُمۡ كَٰفِرُونَ ٣٧
Kâla lâ ya'tîkumâ ta'âmun turzakânihî illâ nabba'tukumâ bita'vîlihî kabla an ya'tiyakumâ zâlikumâ mimmâ 'allamanî rabbî innî taraktu millata kavmil lâ yu'minûna billâhi vahum bil-âhirati hum kâfirûn
(Yusuf) dedi ki: Size yedirilecek yemek gelmeden önce onun yorumunu mutlaka size haber vereceğim. Bu, Rabbimin bana öğrettiklerindendir. Şüphesiz ben Allah’a inanmayan bir kavmin dininden uzaklaştım. Onlar ahireti inkâr edenlerin kendileridir.
Tefsir
Yusuf -aleyhisselam- şöyle dedi: Size, hükümdardan yahut başkasından gelecek olan yemek gelmeden önce size onun ne olduğunu ve nasıl olacağını açıklayacağım. İşte benim bildiğim bu tevil (yorum); Rabbimin bana öğrettiklerindendir. Kâhinlikten ve yıldızlara bakılarak verilen yalan haberlerden değildir. Muhakkak ki ben, Allah'a iman etmeyen bir kavmin dinini terk ettim. Onlar, ahireti de inkâr etmektedirler.