وَرَٰوَدَتۡهُ ٱلَّتِي هُوَ فِي بَيۡتِهَا عَن نَّفۡسِهِۦ وَغَلَّقَتِ ٱلۡأَبۡوَٰبَ وَقَالَتۡ هَيۡتَ لَكَۚ قَالَ مَعَاذَ ٱللَّهِۖ إِنَّهُۥ رَبِّيٓ أَحۡسَنَ مَثۡوَايَۖ إِنَّهُۥ لَا يُفۡلِحُ ٱلظَّٰلِمُونَ ٢٣
Varâvadathul-latî huva fî baytihâ 'an nafsihî vağallakatil-abvâba vakâlat hayta laka kâla ma'âzallâhi innahû rabbî ahsana masvâya innahû lâ yuflihuz-zâlimûn
Evinde bulunduğu kadın, onun nefsinden murat almak istedi, kapıları iyice kapattı ve «Haydi gel!» dedi. O da «(Hâşâ), Allah'a sığınırım ! Zira kocanız benim velinimetimdir, bana güzel davrandı. Gerçek şu ki, zalimler iflah olmaz!» dedi.
Tefsir
Hükümdarın karısı kibarca davranarak Yusuf'u zinaya düşürmek için hile kurdu. O'nunla baş başa kalmak için kapıları sıkıca kapatarak; "Hadi bana gel!" dedi. Bunun üzerine Yusuf -aleyhisselam-: Senin beni davet ettiğin şeyden Allah'a sığınırım. Muhakkak ki efendim bana sahip çıkarak iyilikte bulunmuştur ve ben asla ona ihanet etmem. Eğer ona ihanet edersem bu durumda ben zalimlerden olurum. Muhakkak ki zalimler asla kurtuluşa eremezler.