وَمَا كَانَ لَهُۥ عَلَيۡهِم مِّن سُلۡطَٰنٍ إِلَّا لِنَعۡلَمَ مَن يُؤۡمِنُ بِٱلۡأٓخِرَةِ مِمَّنۡ هُوَ مِنۡهَا فِي شَكّٖۗ وَرَبُّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٍ حَفِيظٞ ٢١
Vamâ kâna lahû 'alayhim min sultânin illâ lina'lama man yu'minu bil-âhirati mimman huva minhâ fî şakkin varabbuka 'alâ kulli şay'in hafîz
Halbuki şeytanın onlar üzerinde hiçbir nüfuzu yoktu. Ancak ahirete inananı, şüphe içinde kalandan ayırdedip bilelim diye (ona bu fırsatı verdik). Rabbin gerçekten her şeyi koruyandır.
Tefsir
İblis'in onları saptıracak bir gücü yoktu. O, ancak onlar için (batılı) süslüyor ve onları azdırıyordu. Biz, ahirete ve ahirette olacak olan cezaya (karşılık verilmesine) iman eden ile ondan şüphe edeni ortaya çıkarmak için azdırması (ve yoldan çıkarması) için ona izin verdik. Ey Peygamber! Senin Rabbin her şeyi koruyup gözetendir. Kullarının amellerini bütün tafsilatı ile koruyup karşılığını verecektir.