وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّبِعُواْ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ قَالُواْ بَلۡ نَتَّبِعُ مَا وَجَدۡنَا عَلَيۡهِ ءَابَآءَنَآۚ أَوَلَوۡ كَانَ ٱلشَّيۡطَٰنُ يَدۡعُوهُمۡ إِلَىٰ عَذَابِ ٱلسَّعِيرِ ٢١
Va izâ kîla lahumut-tabi'û mâ anzalallâhu kâlû bal nattabi'u mâ vacadnâ 'alayhi âbâ'anâ avalav kânaş-şaytânu yad'ûhum ilâ 'azâbis-sa'îr
Onlara «Allah'ın indirdiğine uyun» dendiğinde: Hayır, biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız, derler. Ya şeytan, onları alevli ateşin azabına çağırıyor idiyse!
Tefsir
Allah'ın birliği hususunda tartışan bu kimselere, "Allah'ın resulüne indirdiği vahye tabi olun" denildiğinde, Onlar da şöyle cevap verirler: "Ona tabi olmayız. Bilakis ilahlarımıza ibadet ederken bulduğumuz atalarımıza tabi oluruz." Şayet şeytan onların atalarını -yoldan çıkarıp putlara ibadet ederek- kıyamet günü cehenneme davet ediyor olsa bile mi?