وَلَئِنۡ أَذَقۡنَٰهُ رَحۡمَةٗ مِّنَّا مِنۢ بَعۡدِ ضَرَّآءَ مَسَّتۡهُ لَيَقُولَنَّ هَٰذَا لِي وَمَآ أَظُنُّ ٱلسَّاعَةَ قَآئِمَةٗ وَلَئِن رُّجِعۡتُ إِلَىٰ رَبِّيٓ إِنَّ لِي عِندَهُۥ لَلۡحُسۡنَىٰۚ فَلَنُنَبِّئَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِمَا عَمِلُواْ وَلَنُذِيقَنَّهُم مِّنۡ عَذَابٍ غَلِيظٖ ٥٠
Vala'in azaknâhu rahmatam minnâ mim ba'di darrâ'a massathu layakûlanna hâzâ lî vamâ azunnus-sâ'ata kâ'imatan vala'ir ruci'tu ilâ rabbî inna lî 'indahû lalhusnâ falanunabbi'annal-lazîna kafarû bimâ 'amilû valanuzîkannahum min 'azâbin ğalîz
Andolsun ki, kendisine dokunan bir zarardan sonra biz ona bir rahmet tattırırsak: Bu, benim hakkımdır, kıyametin kopacağını sanmıyorum, Rabbime döndürülmüş olsam bile muhakkak O'nun katında benim için daha güzel şeyler vardır, der. Biz, inkâr edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve muhakkak onlara ağır azaptan tattıracağız.
Tefsir
Ve eğer kendisine dokunan bir sıkıntıdan ve hastalıktan sonra, ona kendi katımızdan bir sıhhat, zenginlik ve afiyet tattıracak olsak mutlaka şöyle der: "Ben buna layığım ve bunu hak ediyorum. Kıyametin kopacağını zannetmiyorum ve eğer kıyametin kopacağını varsaysak dahi benim Allah katında malım ve zenginliğim vardır. Onu hak ettiğimden dolayı bu nimeti bana dünyada verdiği gibi ahirette de bana verir." Biz, Allah'ı küfredenlere yaptıkları küfürleri ve işlemiş oldukları günahları mutlaka haber vereceğiz ve mutlaka en ağır azabı onlara tattıracağız.