ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلٗا لِّلَّذِينَ كَفَرُواْ ٱمۡرَأَتَ نُوحٖ وَٱمۡرَأَتَ لُوطٖۖ كَانَتَا تَحۡتَ عَبۡدَيۡنِ مِنۡ عِبَادِنَا صَٰلِحَيۡنِ فَخَانَتَاهُمَا فَلَمۡ يُغۡنِيَا عَنۡهُمَا مِنَ ٱللَّهِ شَيۡـٔٗا وَقِيلَ ٱدۡخُلَا ٱلنَّارَ مَعَ ٱلدَّٰخِلِينَ ١٠
Daraballâhu masalal lillazîna kafarumra'ata nûhin vamra'ata lûtin kânatâ tahta 'abdayni min 'ibâdinâ sâlihayni fahânatâhumâ falam yuğniyâ 'anhumâ minallâhi şay'an vakîladhulan-nâra ma'ad-dâhilîn
Allah, inkâr edenlere, Nuh'un karısı ile Lût'un karısını misal verdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki sâlih kişinin nikâhları altında iken onlara hainlik ettiler. Kocaları Allah'tan gelen hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara: Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin! denildi.
Tefsir
Allah Teâlâ, Allah'ı ve peygamberlerini inkâr edenlere iki peygemberin eşleri olan Nuh'un karısı ile Lut’un karısını örnek olarak vermiştir. Peygamberlerin eşleriyle olan bağları eşlerine bir fayda vermemişti. İkisi de salih kullarımızdan olan iki peygamberin hanımları idiler. Allah'ın yolundan alıkoyarak ve kavimlerinden olan inkâr/küfür ehline yardım ederek kocalarına ihanet ettiler. O iki kadının, salih iki kul olan kimselerin karıları olmaları onlara bir fayda vermedi. O kadınlara şöyle denildi: "İnkâr eden kâfirler ve fasıklar topluluğu ile birlikte ateşe girin!"