۞ وَإِذَا وَقَعَ ٱلۡقَوۡلُ عَلَيۡهِمۡ أَخۡرَجۡنَا لَهُمۡ دَآبَّةٗ مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ تُكَلِّمُهُمۡ أَنَّ ٱلنَّاسَ كَانُواْ بِـَٔايَٰتِنَا لَا يُوقِنُونَ ٨٢
Va izâ vaka'al-kavlu 'alayhim ahracnâ lahum dâbbatam minal-ardi tukallimuhum annan-nâsa kânû bi'âyâtinâ lâ yûkinûn
O söz başlarına geldiği (kıyamet yaklaştığı) zaman, onlara yerden bir dâbbe (mahlûk) çıkarırız da, bu onlara insanların âyetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler.
Tefsir
Küfür ve günahlarda ısrar etmelerinden ötürü onların üzerine azap gerekip sabit olduğunda ve insanların sadece en şerlileri geride kaldığında, kıyamet saati yaklaştığı zaman kıyametin büyük alametlerinden birini onlar için çıkartırız. O alamet, yerden çıkan bir dabbe (yaratık) dir. Onların anlayacağı bir dilde onlara: “İnsanlar, Peygamberimize indirilmiş ayetlerimizi tasdik etmiyorlardı.” der.