لِّيَشۡهَدُواْ مَنَٰفِعَ لَهُمۡ وَيَذۡكُرُواْ ٱسۡمَ ٱللَّهِ فِيٓ أَيَّامٖ مَّعۡلُومَٰتٍ عَلَىٰ مَا رَزَقَهُم مِّنۢ بَهِيمَةِ ٱلۡأَنۡعَٰمِۖ فَكُلُواْ مِنۡهَا وَأَطۡعِمُواْ ٱلۡبَآئِسَ ٱلۡفَقِيرَ ٢٨
Lliyaşhadû manâfi'a lahum vayazkurusmallâhi fî ayyâmim ma'lûmâtin 'alâ mâ razakahum mim bahîmatil-an'âmi fakulû minhâ va at'imul-bâ'isal-fakîr
kendilerine ait birtakım yararları yakînen görmeleri, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belli günlerde Allah'ın ismini anmaları (kurban kesmeleri için) sana (Kâbe'ye) gelsinler. Artık ondan hem kendiniz yiyin, hem de yoksula, fakire yedirin.
Tefsir
İnsanlar günahlardan bağışlanma, sevaplar elde etme ve tek bir ümmet olma gibi faydalarına olan şeylere tanık olmak için hacca gelsinler. Belirli günlerde, Zilhicce'nin onuncu günü ve sonrasındaki üç günde kesecekleri hac kurbanlarını keserken Yüce Allah'ın ismini zikretsinler. Bunu koyun, inek ve develer ile kendilerini rızıklandıran Yüce Allah'a şükür olsun diye yapsınlar. Bu hac kurbanlarından yiyin ve çok fakir olan ihtiyaç sahiplerine yedirin.