يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ حَرِّضِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ عَلَى ٱلۡقِتَالِۚ إِن يَكُن مِّنكُمۡ عِشۡرُونَ صَٰبِرُونَ يَغۡلِبُواْ مِاْئَتَيۡنِۚ وَإِن يَكُن مِّنكُم مِّاْئَةٞ يَغۡلِبُوٓاْ أَلۡفٗا مِّنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِأَنَّهُمۡ قَوۡمٞ لَّا يَفۡقَهُونَ ٦٥
Yâ'ayyuhan-nabiyyu harridil-mu'minîna 'alal-kitâli in yakum minkum 'işrûna sâbirûna yağlibû mi'atayni va in yakum minkum mi'atun yağlibû alfam minal-lazîna kafarû bi annahum kavmul lâ yafkahûn
Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. Eğer sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüze (kâfire) galip gelirler. Eğer sizden yüz kişi olursa, kâfir olanlardan bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir topluluktur.
Tefsir
Ey Peygamber! Müminleri savaşa yüreklendir/özendir. Ve niyetlerini kuvvetlendirip arzularını arttıran şeylere teşvik et. -Ey Müminler!- Eğer sizden kâfirlere karşı savaşmak hususunda sabırlı olacak yirmi kişi bulunursa, kâfirlerden iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer sizden sabreden yüz kişi bulunursa, bunlar, kâfir olanlardan bin kişiye galip gelirler. Şüphesiz ki kâfirlerin bu durumu; Allah Teâlâ'nın dostlarına yardım etmesine dair sünnetini anlamayan bir topluluk olmaları sebebiyledir. Onlar; savaşmak ile amaçlanan şeyin ne olduğunu idrak edemezler. Zira onlar dünyada üstün olmak için savaşırlar.