فَلَنَأۡتِيَنَّكَ بِسِحۡرٖ مِّثۡلِهِۦ فَٱجۡعَلۡ بَيۡنَنَا وَبَيۡنَكَ مَوۡعِدٗا لَّا نُخۡلِفُهُۥ نَحۡنُ وَلَآ أَنتَ مَكَانٗا سُوٗى ٥٨
Falana'tiyannaka bisihrim mislihî fac'al baynanâ vabaynaka mav'idal lâ nuhlifuhû nahnu valâ anta makânan suvâ
Öyle ise, muhakkak surette biz de sana, aynen onun gibi bir büyü getireceğiz. Şimdi sen, seninle bizim aramızda, ne senin, ne de bizim muhalefet etmeyeceğimiz uygun bir yerde buluşma zamanı ayarla.
Tefsir
-Ey Musa!- "Senin sihrin gibi bir sihir getireceğiz. Seninle bizim aramızda uygun bir yerde ve uygun bir zamanda senin de, bizim de gelebileceğimiz bir buluşma vakti belirle. Bu mekân, iki taraf arasında ortada bir mekân olsun."