قَالَ إِنَّمَآ أُوتِيتُهُۥ عَلَىٰ عِلۡمٍ عِندِيٓۚ أَوَلَمۡ يَعۡلَمۡ أَنَّ ٱللَّهَ قَدۡ أَهۡلَكَ مِن قَبۡلِهِۦ مِنَ ٱلۡقُرُونِ مَنۡ هُوَ أَشَدُّ مِنۡهُ قُوَّةٗ وَأَكۡثَرُ جَمۡعٗاۚ وَلَا يُسۡـَٔلُ عَن ذُنُوبِهِمُ ٱلۡمُجۡرِمُونَ ٧٨
Kâla innamâ ûtîtuhû 'alâ 'ilmin 'indî avalam ya'lam annallâha kad ahlaka min kablihî minal-kurûni man huva aşaddu minhu kuvvatan va aksaru cam'an valâ yus'alu 'an zunûbihimul-mucrimûn
Karun ise: O (servet) bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi, demişti. Bilmiyor muydu ki Allah, kendinden önceki nesillerden, ondan daha güçlü, ondan daha çok taraftarı olan kimseleri helâk etmişti. Günahkârlardan günahları sorulmaz (Allah onların hepsini bilir).
Tefsir
Bunun üzerine Karun şöyle dedi: “Bu mallar bana sahip olduğum bilgim ve gücüm sayesinde verildi. Bu yüzden ben bütün bunları hak ediyorum.” Karun, Allah’ın ondan önce kendisinden daha güçlü ve daha fazla mal biriktirmiş nice kavimleri helak ettiğini bilmiyor mu? Oysa kuvvetlerinin ve mallarının onlara hiçbir faydası olmadı. Yüce Allah’ın günahlarını bilmesi sebebiyle kıyamet günü, günahkârlara günahları hakkında soru sorulmayacak. Onlara yalnızca yüze vurma ve azarlamak için soru sorulacaktır.