وَذَرِ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُواْ دِينَهُمۡ لَعِبٗا وَلَهۡوٗا وَغَرَّتۡهُمُ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَاۚ وَذَكِّرۡ بِهِۦٓ أَن تُبۡسَلَ نَفۡسُۢ بِمَا كَسَبَتۡ لَيۡسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلِيّٞ وَلَا شَفِيعٞ وَإِن تَعۡدِلۡ كُلَّ عَدۡلٖ لَّا يُؤۡخَذۡ مِنۡهَآۗ أُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ أُبۡسِلُواْ بِمَا كَسَبُواْۖ لَهُمۡ شَرَابٞ مِّنۡ حَمِيمٖ وَعَذَابٌ أَلِيمُۢ بِمَا كَانُواْ يَكۡفُرُونَ ٧٠
Vazaril-lazînat-tahazû dînahum la'iban valahvan vağarrathumul-hayavâtud-dunyâ vazakkir bihî an tubsala nafsu bimâ kasabat laysa lahâ min dûnillâhi valiyyun valâ şafî'un va in ta'dil kulla 'adlil lâ yu'haz minhâ ulâ'ikal-lazîna ubsilû bimâ kasabû lahum şarâbum min hamîmin va'azâbun alîmu bimâ kânû yakfurûn
Dinlerini bir oyun ve eğlence edinen ve dünya hayatının aldattığı kimseleri(bir tarafa) bırak! Sen Kur'ân ile, kişinin, kendi kazancı yüzünden, Allah'tan başka bir dost ve şefaatçinin bulunmadığı âhirette (cehennem azabı içinde) hapsedilmemesi için vaaz ve nasîhat et; zira (böyle bir yerde hapsolunduktan sonra) o kişi, bütün varlığını fidye olarak verse bile, kendisinden alınıp kabul edilmez, işte bunlar, kendi kazandıkları yüzünden (cehennem azabında) hapsolunan kimselerdir. Küfretmiş olmaları dolayısıyle, onlar için, kaynar bir içecek ve elîm bir azâb vardır.
Tefsir
-Ey Rasûl- Dinlerini oyun ve eğlence edinen, onunla alay edip dalga geçen müşrikleri bırak. Dünya hayatının geçici serveti onları aldattı. -Ey Peygamber!- İnsanlara Kur'an ile nasihat et ki, kazandığı günahlar sebebi ile hiçbir nefis helak olmaya sürüklenmesin. Zira o, nefis için Allah'tan başka yardım alacağı ne bir dost, ne de kıyamet gününde kendisinden Allah'ın azabını engelleyecek bir şefaatçi vardır. O, Allah'ın azabından kurtulmak için neyi fidye olarak verse, yine de ondan alınıp kabul edilmez. İşte işlemiş oldukları günahlarla kendi nefislerini helaka sürükleyenler için kıyamet gününde yakıp kavuran içecek ve içinde bulundukları küfürden dolayı can yakıcı azap vardır.